Sivilce Neden Olur?

Sevgilinizle buluşacağınız günün sabahı, son rötuşları yapmak için kendinizi aynanın karşısına attığınızı fakat burnunuzun ucunda çıkan o kocaman sivilceyi gördüğünüzde büyük bir hüsrana uğradığınızı düşünün… Aynadan size muzipçe gülümseyen o beyaz iltihap çuvalı sayesinde tüm hevesiniz kursağınızda kalır, güzelliğinizden eser kalmaz!

Sivilceler

Peki cildiniz size bu hainliği neden yaptı şimdi?

ya da akneleri; ergenlik çağında ciltte oluşan yağ kökü iltihaplanmaları ve bu nedenle çıkan fizyolojik rahatsızlıklar olarak tanımlayabiliriz. Genç kızlarda 12-13, erkeklerde ise 14-15 yaşlarında cildin üst düzeyinde beliren akneler, onlarla uğraşılmadığı sürece pek tehlikeli değildirler.

Kimi akneler, cilt tipine bağlı olarak 18-20 yaşlarında zaman zaman atağa geçseler de 23-24 yaşında yok olurlar… Ama bazıları inatçı olur ve ne yapsak hayatımızdan çıkmamak için inatla uğraşırlar! 25 yaşına gelindiğinde artık tamamen sivilce ve problemlerinin bitmiş olması gerekir, yok eğer inatla sizi rahatsız etmeye devam ediyor ve cildinizde de ciddi problemler yaratıyorlarsa hiç durmadan bir uzmana başvurmalısınız.

Aslında işin doğrusu 25 yaşına gelmeden önce akıllı davranarak, daha ergenliğe yeni yeni adım attığınız günlerde bir doktora gidip bilgiler almak. Sivilce ve aknelerin yanlış beslenme, stres ve bilinçsiz güneşlenme gibi etkenler nedeniyle fazlalaştığı söylenir. İşin gerçeği ise farklı!

Sivilce

Beslenme: Sivilcelerin oluşumu ve yayılması beslenmeyle doğrudan bir ilişki göstermez. Çikolata ve yağlı yiyecekler kesinlikle yenmemeli gibi bir yargıya asla varmayın. Aslında her insan biraz da olsa kendini bilir, cildindeki değişikliklere hangi yiyecek maddelerinin sebep olduğunu tahmin eder. Kimisi fazla çikolata yer ama en ufak bir sivilce problemi yoktur, fakat bir bardak gazoz içti mi cildinde büyük problemler yaşamaya başlar… İşin doğrusu beslenme – sivilce ilişkisi bünyeye göre değişir.

Genetik Etki: Sivilcelerin oluşumu genetik etkiyle doğrudan ilişkilidir dersek yalan olmaz. Yağlı ve gözenekli bir cilt genetiktir; sivilce bu ciltte daha kolay oluşur.

Stres: Aşırı stres, androjen’i (yani erkeklik hormonu) daha fazla çalıştırır ve sivilce oluşumu kolaylaşır.

İlaçlar: Hormonlu ya da kortizonlu ilaçlar bünyenin dengesini birden bire altüst ettikleri için sivilce gibi yan etkileri de olabilir.

Güneş Işını: “Güneş sivilceleri yok eder” derler fakat bu yanlış! Aslında güneşle temas eden ciltte sivilce ve yağlı cilt problemleri bir süre için gerçekten azalır, yani güneşin sivilceleri kuruttuğu bir yere kadar doğru! Fakat yağ bezlerini arttırması nedeniyle sonraki günlerde cildinizde ani bir sivilce patlaması yaşayabilirsiniz.

Siyah Nokta: “En az sivilce, izsiz yüz!” sloganını hiçbir zaman unutmayın… Ergenliğe adım attığınız günlerde kendinize bir uzman doktor bularak yardım isteyebilirsiniz. Cilt tipiniz ve bünyenize uygun olarak ileride ne gibi problemlerle karşılaşacabileceğiniz, bunlarla nasıl başedeceğinizi de öğrenebilirsiniz. Aksi takdirde, geç kalınmış bir tedavi hiçbir sonuç vermeyeceği gibi, aynı zamanda yıllar boyu sürerek canınızı sıkabilir.

Sivilceden çok siyah nokta probleminiz varsa; antiseptik solüsyonlar, sabunlar, hafif antibiyotikli ilaçlar kullanarak bu dertten tamamen kurtulabilirsiniz. Cilt tipinize uygun olan makyaj malzemeleri seçerek güzelliğinizi kalıcı kılmanız da mümkün tabii. Bu arada cilt tipinizin yapısını, alerjik olup olmadığını mutlaka öğrenmelisiniz… Herhangi yanlış bir tedavide ciltte döküntüler bile yaşanması mümkün! Bu arada yüzünüzde benler varsa güneşe çıkmamalı, solaryuma da girmemelisiniz.

Operasyonları

Sivilceler bilinçli kişiler tarafından, steril şartlarda sıkılırsa hiçbir problem yok. Ama tüm cildiniz mikroplu sivilcelerle doluysa ve bunlar yayılma riski gösteriyorsa çok dikkat etmelisiniz!

İzler: İzlerle başetmenin yolları var tabii; kimyasal ürünler kullanarak peeling yapabilir ya da lazerle cilt üzerindeki eski deriden kurtulabilirsiniz. Bu arada lazerden bahsetmişken, derin izlerin sıfırlanamadığını da belirtmekte fayda var!

Solaryum: Her ne kadar kış ortasında suni yollarla mükemmel bir bronzluğa sahip olsanız da, tabii ki her şeyde olduğu gibi bu güzelleşme metodunda da aşırıya kaçmanın zararları var… Bu zararlardan en önemlisi de kanser olma tehlikesi! Fakat dozunu ayarlayarak, yılda en fazla 2 ay kadar solaryuma girerseniz herhangi bir sorun yaşamayacağınızı hemen belirtelim.

Solaryum, cilde hafif bir parlaklık ve güzel bir renk verdiği için daha az makyaj yaparsınız, bu bir artı puan. Fakat bu yapay güneşin cildin alt tabakasını etkileyen yan etkileri de var; cilt çok çabuk esnekliğini yitiriyor ve kısa zamanda kırışmaya başlıyor… Bu arada, solaryumdan sonra güneş ışığında bronzlaşmanın imkansız olduğu gibi söylentilere de kulak asmayın. Aksine tüm kış sezonu boyunca solaryum cildinize bronzlaşmak için zemin hazırlar ve cildiniz güneşte daha iyi bronzlaşır, soyulmaz… Kısacası güneşin cilde etkisi nasılsa solaryumunki de aynen öyledir. İkisinin de fazlası zararlıdır!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*