Kader Var Mı? Kader Nedir?

Kur’an’ın anlattığı kader; Allahu tealanın ilim ve kudret sıfatıdır. Kader demek Allahu tealanın hayata dair belirlediği ölçülerin adı demektir. Kaderi inkar Allah’ın kudretini inkardır.

Kader, maalesef alın yazısı gibi görünmektedir. Yani her şey yazılmış, her şey bitmiş diye algılanmaktadır. Bu öyle korkunç sonuçlar doğuruyor ki. Mesela Allahu teala kimin mümin olarak öleceğini, kimin de olarak öleceğini yazmıştır. Peki bu insan eğer mümin olarak ölmesi yazılmışsa, ki öyle bir yazı yok, o insan hayatı boyunca olarak yaşasa, tam ölüm anında melek gelir onun mümin olmasını sağlar ve o insan mümin olarak ölür. Oh ne alaka memleket… Tersi de olabilir. Allah bir insanın olarak öleceğini yazmışsa, o hayatı boyunca mümin olarak fedakarlıklar yapmış olsa bile tam ölüm anında iblis gelir onun ayağını kaydırır. Böyle bir olabilir mi? Bunlar düşünüldükçe inanmayan bir kişinin inanmasını nasıl beklersiniz? Adalet diye bir şeye inanan insana bunları nasıl inandıracaksınız? İnsan hayat boyu fedakarlık yapacak, sırf öyle yazıldı diye son anda gidecek, öyle mi? Böyle bir şey yok!

Peygamberimizin “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz.”(Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, V, 663) diye bir hadisi var. Şeytan gibi yaşayıp melek gibi ölünmez, kimse kusura bakmasın, bu işler böyle değildir. Her şeyi böyle alın yazısına terk etmenin bir alemi yok. Kader ölçü demektir, bizim kaderimiz irademizdir.

Şunu derler: “- Ben ne kadar irademi kullanırsam kullanayım, çabalarsam çabalayayım olmuyor, o benim kaderimde varmış.” Nereden biliyor peki? O benim kaderimde varmış demek Allah’ın ilim sıfatına vakıf olmak demektir. Kim biliyor orada ne olduğunu? Bu ne kadar cesaretli bir cümle, bir bunu nasıl der? Allah’ın neyi, neye yazdığını nereden biliyorsunuz?

Kaderi alın yazısı olarak algılamak büyük sıkıntı. İnsanoğlunun kendisinin müdahil olamayacağı alanlar vardır. Hiç kimse ne zaman doğacağını bilmez, hiç kimse ne zaman doğacağına kendisi karar veremez, cinsiyetine karar veremez, milliyetine karar veremez, coğrafyasına karar veremez, ana babasını seçemez…

Bir de derler ki “- Evleneceği insan, insanın kaderinde yazılmıştır.” Bu cümlede “yazılmıştır” kısmı çok büyük bir yanlıştır. Peki evlendi boşandı; Allah yanlış mı yazdı? Böyle olur mu? Allahu teala kimin kiminle evleneceğini bilir, Allahu tealanın bilmeyeceği bir şey yoktur. Allah ve bilmemek bunlar yan yana kullanılamaz. Ama Allahu tealanın bizimle ilgili neyi bildiğini biz bilmiyoruz. Bu sebeple Allahu tealanın bilgisine göre değil, bildirmesine göre yaşarız.

En’am Suresi 148. Ayet:

Şirke batanlar şöyle diyecekler: “Allah dileseydi, ne biz şirke sapardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi da yapmazdık.” Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar bu şekilde yalanlamışlardı. De ki: “Yanınızda, önümüze çıkaracağınız bir ilminiz var mı? Zandan başka bir şeye uymuyorsunuz. Sadece saçmalıyorsunuz siz.”

Araf Suresi 28. Ayet:

Bir iğrençlik yaptıklarında şöyle derler: “Atalarımızı bu hal üzere bulmuştuk. Yani Allah emretti bize bunu.” De ki: “Allah, edepsizliği/iğrençliği emretmez. Allah hakkında, bilmediğiniz şeyler mi söylüyorsunuz?”

35. Ayet:

Ortak koşanlar dediler ki: “Eğer Allah isteseydi ne biz ne de atalarımız Allah dışında bir şeye kulluk/ibadet etmez, O’na rağmen hiçbir şeyi haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de aynen böyle yaptılar. Resullere düşen, açık bir tebliğden başkası değildir.

Bu ayetlerden de anlaşılacağı üzere kadere alın yazısı olarak bakarsak Allah’ı hep suçlamış oluruz.

Sorumluluğu, ihaleyi, faturayı Allah’a kesmemeliyiz. İblis de aynı şeyi yapmıştır. İblis kendisi kafir olmuştur. Allahu tealaya diyor ki: (7/A’RAF-16) “-Madem sen beni saptırdın, ben de kullarını saptıracağım.”. Saptıran Allahu teala değildir, iblis kendisi sapmıştır. Yüz çevirip, kibir göstermiştir, kafirlerden olmuştur. Hiç kimse kendi tercihini Allah’a fatura edemez.

Bir ateist düşünün. Bu mantıkla düşünürsek eğer “- Allah benim ateist olmamı istedi. Benim kaderimde bu vardı.” diyebilir. Buna kim sığınabilir? Kaderi nereden biliyorsunuz?

Sen doğru karar verebilesin diye, Allah;

1) Akıl verdi
2) İrade verdi
3) Fıtrat verdi
4) Vicdan verdi

yetmedi,

5) görevlendirdi
6) Kitap gönderdi

Bu 6 maddeye bakarak hayata dair rotamızı belirlemeliyiz.

Bu meseleyi hem toparlamak hem daha iyi anlatmak adına son bir örnek verelim.

Şimdi düşünün ki bir filmin senaryosu var. Senarist senaryoyu yazıyor. Senaryoda da iki tane kahraman var. Biri iyi, diğeri kötü. İyi karakter ile ilgili bir oyuncu, kötü karakter ile ilgili de başka bir oyuncuyu seçiliyor. Çekimler başlıyor, film çekiliyor. Filmin galasında filmi herkesle beraber seyrettikten sonra kötü karakteri oynayan oyuncuya diyor ki: “- Sen bu kötü rolü çok iyi oynadın. Niye sen böyle kötü bir insansın? Senin ücretini vermiyorum.”. Böyle bir şey diyebilir mi?

Allahu teala bir insanı cehennemlik olsun diye yaratmış olabilir mi?! Bu alın yazısı kader anlayışıyla maalesef böyle anlaşılıyor.

Evet Allah senaryoyu yazmıştır. Senaryo var, bir şey yaşanacaktır yani. Onu biliyor rabbimiz. Biliyor da senaryoda Allahu teala rolleri dağıtmamıştır, rolleri tanıtmıştır. Demiş ki şu rol iyi insan rolüdür, şu rol kötü insan rolüdür, sen seçersin, sonucuna katlanırsın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*