İman İlkeleri – 1 – Meleklere İman

Melekler, latif ve çeşitli şekillere girebilme özelliğine sahip nurani varlıklardır. Nurdan yaratıldıkları için gözle görülmezler. Ancak başka şekillere girdiklerinde gözle görülebilir hale gelebilirler.

Bir Müslümanın melekler hakkındaki inancı şöyledir: Melekler devamlı olarak Allah’a ibadet halindedirler. Hiçbir zaman O’na isyan etmezler. İnsanlar gibi yemeleri, içmeleri, yatıp uyumaları, erkeklik ve dişilikleri yoktur. Her birinin Allahü Teala tarafından belirlenmiş özel görevleri vardır.

Dört büyük melek olan Cebrail, , Mikail ve ’in kendilerine has görevlerini biliyoruz. Bunlardan başka mesela insanın yanından hiç ayrılmayan ve onun davranışlarını yazan melekler olduğu gibi, kabirde insanı sorguya çeken melekler de vardır.

Melekleri Niçin Göremeyiz?

Allahü Teala her varlığı ayrı ayrı özellikte yaratmıştır. Kimisi büyük, kimisi küçük, kimisi maddi bir yapıya sahip, kimisi de manevi bir yapıya sahiptir.

Bir şeyi görebilmek için, baktığımız cismin özelliği kadar, bakan kimsenin göz yapısı da önemlidir.

Bakılan cisim maddi bir varlığa sahipse onu görebiliriz. Fakat maddi bir varlığa sahip olduğu halde, gözlerimizin göremeyeceği kadar küçük varlıkları ancak özel aletlerle görebiliriz. Bir de bunun ilerisinde özel aletlerle bile göremeyeceğimiz varlıklar vardır. Mikropları aletler aracılığıyla görebiliriz. Ancak maddenin en küçük parçaları olarak kabul edilen atomlar özel aletlerle bile görülemezler. Atomlar hakkındaki bilgilerimiz çok duyarlı araçlarla yapılan deneylere dayanır. Kaldı ki bugün artık atomların daha da küçük parçalara ayrıldığı ortaya çıkmıştır.

Demek oluyor ki, bir şeyin görünür veya görünemez oluşu, o şeyin yapısıyla ilgili bir durumdur. Meleklerin yapısı ise, tamamen nurani olduğu için, gözlerimizin algılama sınırları dışında kalırlar.

Görme olayında önemli bir özellik de gözlerin yapısıdır. Her varlığın göz yapısı değişiktir. Mesela köpekler renkleri göremezler. Onlar varlıkları siyah-beyaz olarak görürler. Kene adını verdiğimiz hayvanın ise gözü yoktur. Ancak ışık duyusu vasıtasıyla yolunu bulur.

Bütün bunlardan şu sonuç çıkar: Bir şeyin gözle görünmemesi, o şeyin yok olduğu anlamına gelmez.

Meleklerin Görünmesi

Fakat melekler insanlar tarafından hiç görülmemiş varlıklar değildir. Peygamberler melekleri görmüşlerdir. Cebrail bazen, sahabelerden biri olan Dıhyetül-Kelbi’nin kılığına girerek Peygamberimize vahiy getirirdi. Onu bu halde iken Müslümanlar da görürlerdi.

Bir gün Peygamber Efendimiz otururken Cebrail geldi ve ona çeşitli sorular sordu. Sonra da kalkıp gitti. Peygamberimiz onun hemen arkasından, ashabından bazılarını gönderdi, fakat bunlar hiç kimseyi göremediler. Bunun üzerine Peygamberimiz:

“O Cebrail’di, insanlara dinlerini öğretmek üzere geldi.” buyurdu.

Meleklerin görüldüğüne dair daha birçok hadis vardır. Bunlardan biri de şöyledir:

Bir kere Üseyd, gece vakti ’ni okuyordu. Atı da yanında bağlı duruyordu. Kuran okunurken birden at deprenmeye başladı. Üseyd sustu. O susunca at da sakinleşti. Bu birkaç kez tekrar etti. Bunun üzerine Üseyd, Kuran okumaktan vazgeçti. Çünkü atın yanında oğlu Yahya yatıyordu. Atın ona bir zarar vermesinden korkmuştu. Çocuğu geriye doğru çekti. Bu sırada başını kaldırıp göğe baktığında, kandil gibi parlayan birtakım yıldızlar gördü. Sabah olduğunda bu durumu Peygamberimize anlatti, Hz. Peygamber:

“Bilir misin onlar nedir?” diye sordu.
Useyd: – “Hayır” diye cevap verdi.
Resul-i Ekrem:
“Ey Üseyd, onlar meleklerdi, senin sesine yaklaşmışlardı. Eğer okumaya devam etseydin, sabaha kadar seni dinlerlerdi” buyurdu.

Meleklerin Vazifeleri Ve Büyük Melekler

Dört büyük melek vardır. Bunlardan Cebrail‘in vazifesi, peygamberlere vahiy getirmektir.

Azrail; Allah’ın emriyle, eceli gelen varlıkların ruhunu kabzeder.

Mikail; rüzgar, yağmur ve bunlara benzer tabiat olaylarının tanzimi ve kullara rızk dağıtılması gibi işlerle görevlidir.

İsrafil ise, kıyamet günü Sur’u üfler. İlk Sur üflendiğinde dünyada her şey yerle bir olacak, ikinci Sur’da ise, insanlar tekrar dirilecektir.

Bunlardan başka Kiramen ve Katibin denilen melekler vardır ki, bunlar devamlı olarak her insanın yanında bulunan ve yaptıklarını yazan iki melektir. Münker ve Nekir adındaki melekler ise, insanlar öldükten sonra, kabir sorusu sorarlar.

Meleklere İman Etmenin Önemi

İslam dini hayat dinidir. Bunun içindir ki, İslam’ın her hükmü ve her inancı birer hareket ve amel ilkesidir. Müslümanlıkta bir şeye inanmak, onu yaşamak demektir. İşte bu yaşayışta, meleklere imanın da çok önemli bir rolü vardır.

Meleklere iman, insanları daima iyi şeyler yapmaya sevk eder. Meleklere inanan bir insan, kendisini iyiliğe çağıran her sese kulak verir ve onun çağırdığı yere gitmeyi bir görev bilir.

Bir aynı şekilde, kendisini kötülüğe çağıran her şeyi reddetmeyi, onun çağırdığı yere gitmemeyi bir iman vazifesi bilir. Bunun için bir , meleklere iman etmek ve şeytanın dediği yere gitmemekle yükümlüdür. Çünkü insanı kötülüğe çağıran şeytandır. Şeytanın görüneni ve görünmeyeni vardır. Şeytana uyan bir insan, şeytanın görünen bir temsilcisi olarak değerlendirilir ve diğer insanları hep kötülük yapmaya çağırır.

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyuruyor:

da, melek de insana yaklaşarak onun kalbine bir takım şeyler getirirler. Şeytanın işi, kötülüğe çağırmak, sonu fena ve zararlı olan şeylere teşvik etmek, hakkı yalanlamak, haktan uzaklaştırmaktır. Meleğin işi, hak ve hayra, iyiliğe çağırmak ve kötülükten uzaklaştırmaktır. Her kim, içindeki hayra, hakka ve iyiliğe çağıran bir ses duyarsa, bilsin ki o melektir… Her kim de içinde kötülüğe çağıran haksızlığa teşvik eden bir his duyarsa, bilsin ki o, şeytanın sesidir. Bundan uzaklaşsın ve Allah’a sığınsın.”

Bu yazı 10 Mayıs 2018 tarihinde yayımlandı ve bugüne kadar 255 defa okundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*