Tekamül Evresinde Rüyaların Anlamı

  • 12 Kasım 2009
  • 4.308 kez görüntülendi.

Dünyanın başlangıcından bu yana evrim her alanda devam etti. Fizyolojik olarak doğayla uyum için değişen canlı varlıklar ruhsal olarak da değişim gösterdi.

İnsan neandertal dönemden çıkıp kendini sürekli yeniledi. Giyindi, çoğaldı ve teknoloji ile en üst noktaya çıktı. Silahı da buldu kemanı da..

Fakat dönüp baktığında tüm bu mücadelenin ardında bir gölge gibi kendini sinsice seyreden soruları olduğunu farketti. O, çağa göre modernleşdikçe, ruhu cevap aramaya devam etti. Teknoloji ile boy ölçüşemese de ruhani olarak sürekli arayışı devam etti insan oğlunun, ilerlemesi devam etti.

ruya-tabirleri

Zamanın başlangıcından bu yana korktuğu ve açıklayamadığı şeyleri kendine Tanrı ilan eden insan, başta doğa olaylarından korunmak için adaklar adarken gökteki kızgın Tanrıya, çok Tanrılı dinleri yarattı sonraları? Tek Tanrılı dinlerle devam etti.

Arayış devam etti, varlığını sorguladı içinde, nedenleri niçinleri nasılları hiç susmadı. İşte insan; düşünen yanının yalnızca buluş yapmada değil kendisini sorgulamada ne kadar önemli olduğunu farkettiriyordu.

Renê Descartes
?Kesin olan bir şey var. Bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek.
Şüphe etmek düşünmektir. Düşünmek ise var olmaktır.
Öyleyse var olduğum şüphesizdir.
Düşünüyorum, öyleyse varım.
İlk bilgim bu sağlam bilgidir.
Şimdi bütün öteki bilgileri bu bilgiden çıkarabilirim.?

Sorgulamayı öğrenen düşünüş biçimi ünlü felsefecinin de dediği gibi şüphe duymakla, başta açıklanamayan veya tabu olan bu felaketlere Tanrı olarak adaklar adayan insanın ruhani olarak da ilerlemesini sağladı.

Tek Tanrılı dinler vardı? Tek bir Tanrı vardı? O tek Tanrılı farklı dinlere inanan bir dünya insan vardı. Hepsi Tanrının çocukları değil miydi?

İnsanın muhakeme yeteneği doğruları sınaması, gelişmesi açısından da altın bir anahtardı. Doğunun mistik akımları, batının felsefe arayışları varoluşu tanımlamaya yönelik bir pencerede buluşuyordu.

Herakleitos?a göre herşey hareket etmektedir ve hiç birşey kalıcı değildir. Buna göre aynı dereye 2 kez girmek mümkün değildir; çünkü dereye bir daha girdiğimizde hem dere hem de biz değişmiş olacağız. Evet herkes, evrendeki tüm canlılar hareket etmekteydi. Ve bu hareket birbirleri ile ve birbirlerine doğru idi. Şüpheci araştıran insanlar çoğalıyordu ve iletişim çağında insanlar fikirsel olarak daha hızlı etkilenebiliyordu. Sabah işe gitmek üzere evden çıkan insan akşam eve geldiğinde aynı insan değildi. O gün yaşamında, düşünüşünde, ruhuna kattığı mutlaka bir artı vardır. Ve Herakleitos?un dediği gibi aynı nehir değildi o nehir artık.

Hz. Mevlana Celalettin Rumi
?Aynı nehirde yüzen kaseleriz hepimiz aslında. Yaşamda tüm mücadelemiz birbirimizle ve birbirimizedir aslında. Kaseler birbirine çarpar suyun akışına karşıkoydukca biz.?

Osho
?Her zaman yaşam nehriyle birlikte git. Asla akıntıya karşı gitmeye, nehirden hızlı akmaya çalışma. Sadece mutlak bir rahatlık içinde, her an kendini yuvada, rahat ve varoluşun içinde huzurlu hissederek git.?

Unutmaman gereken şey yaşamın kısa değil sonsuz olduğu ve bu yüzden de aceleye hiç gerek olmadığıdır. Acele etmek yalnızca bir şeyleri kaçırmana neden olur. Varoluşun acele içinde olduğunu gördün mü hiç? Mevsimler zamanında gelir, çiçekler zamanı gelince açar, ağaçlar hayat kısa diye hızla büyümek için koşuşturmazlar. Tüm varoluş yaşamın sonsuzluğunun farkında gibi görünür. Biz hep buradaydık ve hep burada olacağız; tabi ki aynı biçimlerde, aynı bedenlerde değil. Yaşam evrimleşmeye, daha yüce evrelere erişmeye devam ediyor. Ama bunun bir sonu olmadığı gibi, bir başlangıcı da yok. Başlangıçsız bir yaşamla, sonsuz bir yaşamın ortasında var oluyorsun. Daima bu iki taraflı sonsuzluğun ortasında yer alıyorsun.

Sözün özü yaşamın özüdür. Birlikte yaşayıp, yaşam dediğimiz bu plazmada tüm canlılar BİR?iz. Birbirimiz için ve birbirimizedir tüm mücadelemiz.

Bu BİR?liği idrak ettiğimizde. Dil – Din – Irk – Mezhep ayırdetmeksizin tekamül yolculuğunda, bulunduğumuz bu dünyada insani ödevlerimiziz birbirimizin.

Yine ünlü bir filzof diyor ki, eskiden olduğu gibi dağa çıkıp ermek çok kolay. Şimdi her an karşımıza çıkan ödevlerle, durakta, otobüste, metroda, alışverişte çalışma ortamlarımızla hızlı bir tekamül sınavındayız. Sürekli sınanıyoruz manevi olarak. Ruhsal olgunlaşma sürecimiz 21.yüzyılda şehirlerde kolay olmayan bir yolla devam ediyor. Ve bu ruhsal olgunlaşma (Aydınlanma) serüvenimizde rüyalarımız en önemli yol göstericilerimiz.

Tüm öğretilerin ışığında, içimize kulak verirsek, vicdanımız, uyanıkken iç sesi ile bize yol gösterdiği gibi uykudayken de dilimiz ne söylerse söylesin tüm savunma makanizmalarımızın aksine olması gerekeni simgelerle gösterecektir.

Teşekkür ederim.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ