Halk Arasında “Bunama” Olarak Biliniyor. Peki Nedir Bu Alzheimer?

Türkçeye “Alzaymır” olarak yerleşen “Alzheimer Hastalığı” adını; 1906 yılında 51 yaşındaki hastasının çok garip seyreden hastalığı ardından yaşamını kaybetmesi üzerine beynini inceleyerek tanımlayan Alman psikiyatrist ve nöropatolog (1864-1915) Alois Alzheimer’dan alıyor. 21.yüzyılın hastalığı olarak lanse edilen Alzeimer’ın tip tarihine girmesinin üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen hala tedavisi bulunamadı. Nedeni de tam olarak bilinmiyor.

Alzheimer

Bunama yada (Demans) günlük yaşam işlevlerinin sürdürülmesini engelleyen ilerleyici bir hastalığıdır.

Demans, bilişsel yetiler; dikkat, algi, hafıza, öğrenme ve düşünme yetileri ile yargılama, muhakeme ve iç görü kaybı ile karakterize, genel olarak yaşlı nüfusun hastalığı olan ve çok farklı nedenlerle ortaya çıkabilen bir sendromdur.

Tüm demans türlerinin yaklaşık %70’ini oluşturan Alzheimer ise beyin dokusunun incelenmesiyle saptanabilen nörobiyolojik değişiklikleri olan bilişsel işlevlerde bozulma ile kendini gösteren ilerleyici ve geri dönüşümsüz bir demans türüdür. Alzheimer hastalığında beyinde meydana gelen “plaklar ve yumaklar” sinir hücrelerinin ölümüne ve beynin küçülmesine neden olurlar.

Alzheimer Hastalığının Belirtileri Ve Evreleri

En erken klinik belirtisi, günlük yaşam işlevlerini etkileyen bellek kaybıdır. Günlük yaşam işlevlerini yapmada güçlük, zaman ve mekan karmaşası, yargı ve karar vermede güçlük, pratik düşünme beceresinde güçlük, sık kullanılan eşyaları yanlış yere koyma, alışverişte, araba sürmede ve hobileri sürdürmede sorunlar dikkati çeker. Ruh hali yada davranışlarda değişim, kişilik değişimleri, sorumluluktan kaçma, depresyon görülür.

Orta evrede, yakın bellekte bozulma görülür.

Örneğin; kişi askerliğini anlatır ama az önce söyleneni unutur. Günlük yaşam aktivitelerinde, yemek yaparken telefon ederken yardıma gerek duyar. Amaçsız gezinmeler, uykusuzluk, hezeyanlar, şüpheler, hayal görmelerle giderek ilerler.

Alzheimer Bunama

İleri evrede ise lisanı kullanma çok sınırlıdır. Temel aktiveteler kaybolur, yatağa bağımlı olur. Bir bakım evine yatırılması gerekir. Ölüm 8-10 yıl içinde Alzheimer’ın tüm bedendeki yıkımına bağlı olmak üzere, akciğer yada başka bir enfeksiyon ile görülür.

Türkiye’de ise TÜİK verilerine göre 2010 yılında 73 milyon olan nüfusun 2050 yılında 93 milyon olacağı ve 19 milyonun üzerinde 65 yaş üstü nüfus olacağı tahmin ediliyor. Bu gerçekten olağanüstü bir artış. Türkiye’de yaşlı nüfus giderek artarken, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi genç nüfus giderek azalıyor.

Yani 65 yaş üzerindeki toplam nüfusun %20’sine yaklaşmış oluyor. Oldukça tehlikeli bir rakam. Bu rakam niçin tehlikeli; çünkü 65 yaşın üzerinde giderek Alzheimer hastalığı görünmeye başlıyor ve her 5 yılda bir ikiye katlanarak gidiyor. Yani 100 yaşına gelindiğinde nüfusun %40’ı da Alzheimer oluyor. Çok büyük bir rakam ve tedavisini karşılamak mümkün değil. Bu nedenle 21. yüzyılın hastalığı diyebileceğimiz Alzheimer hastalığı ile başa çıkmak için uluslararası platformlarda yoğun çaba var.

Alzheimer Hastalığı

Yaşlılık olayına 3 pencereden bakmak gerekir.

İlki değiştirilmesi mümkün olamayan kronolojik yaştır. İkincisi ise; biyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan bireyin genel durumunu tanımlayan fonksiyonel yaşıdır. Son olarak subjektif yaş; kişinin kendini hissettiği yaştır ve yaşamın şekillenmesi açısından büyük önem taşır. Kendini genç hissetmesi kişiye pozitif güç verebilir. Aksi ise kişide yıkıntıya ya da depresyona sebep olabiliyor.

Erken tanı için; iyi bir fiziki dahili ve nörolojik muayenenin mutlaka yapılması lazım.

Ayrıntılı laboratuvar tetkikleri yapılmalı. Tiroid hormonlarının bozulması, B12’in ileri derecede azalması demans tablosu yapabilir. Alzheimer hastalığını önlemek demek iyileştirmek demek değildir. Ortaya çıkışını, gelişmesini önlemektir ki bu da çok önemlidir. Herkesin evde yapabileceği psikolojik test, “saat çizim testi” çok kullanılır. Bir yuvarlak çiziyorsun içine belli bir saati yerleştirmesini istiyorsun. Rakamları düzgün yerleştiremiyor. Orta evrede daha da karmakarışık oluyor. Yuvarlığı çiziyor, okları koyuyor ama tam oturtamıyor. İleri evrede ise tamamen bozuk bir çizim oluyor.

Alzheimer Tedavisi

Alzheimer hastalığını önleyebilir miyiz; önlemek, iyileştirmek anlamında düşünülürse, bu gün için HAYIR!

Hastalığın başlamasını geciktirmek ve dejeneratif sürecin seyrini yavaşlatmak akla yakındır. Öncelikle yaşlılığa sebep olan genetik faktör ele alınıyor. Ama bu her şey demek değil. Çünkü genetik olarak aileden Alzheimer olanların sayısı %3-5’i geçmiyor.

Yüzde 95’in üzerinde sporadik dediğimiz yani genlerde beslenme ve çevreye bağlı değişikliklerden ortaya çıkan Alzheimer var. Değiştirilebilir risk faktörleri; düşük eğitim seviyesi, sigara içilmesi, fiziksel hareketsizliğin önlenmesi, depresyon, hipertansiyon, diyabet (şeker) en büyük zehirdir. Alzheimer riskini ikiye katlar ve obeziteden korunma olarak önerilmektedir.

Alzheimer hastalığı bir çok sorunu da beraberinde getirir.

Beslenme, solunum, deri bütünlüğü ile ilgili sorunlar, boşaltım sorunları, hijyen ve kişisel bakım ile ilgili sorunlar, uyku sorunları, travma riski, harekat etme ile ilgili sorunlar, hareket ederken kolay yorulma, güçsüzlük enfeksiyon riski…

Düşünme sürecinde değişim, anksiyete, sorunlarla baş edememe, duygusal=algısal değişim, bakım veren kişide tükenmişlik…

Alzheimer hastalığı olan bir kişi ve onlara bakım verenler yoğun bir stres altındadırlar. Evde bakım hizmetlerinin sağlanması, yaşlının arzu ettiği gibi alıştığı çevresinde yaşamasını sosyal ilişkilerini devam ettirmesini sağlayacaktır. Ayrıca Alzheimer hastaları için özel önlemler alınması gerekir.

Aileden güvenilir bir kişinin Alzheimer hastasının velayetini alması sağlanmalı ve hakları korunmalıdır. Yolunu kaybeden bir hastanın en kısa sürede bulunması için önlem alınmalıdır.

Hastanın en geç 6 ayda bir fotoğrafı çekilmeli, kimlikli bilezik takılmalı, elektronik takip olanağı sağlanması gibi ileri bakım evlerinin geliştirilmesi, gerek gündüz bakım evleri, gerekse gece yatılı bakım evlerinin, modern olarak geliştirilmesi; uzun vadeli Alzheimer hastalarına ve ailelerine psiko-sosyal destek sağlayacaktır.

Tüm dileğim, beklentilerim, yerel yönetimlerin ivedilikle bu konuda çalışmalar yapmalarıdır.

Alzheimer Hastalarına Nasıl Davranılmalı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*