Mektubun Tarihçesi

bir kısmımızın bildiği, bir kısmımızın tahmin ettiği, bir kısmımızın ise şimdi buradan öğrendiği gibi başka bir yerde bulunan kişilere ya da kurumlara bir bilgiyi iletmek amacıyla yazılan yazılara denir. Gelelim ilk ne zaman postacıya verildiğine…

Mektup, hayatına yazının bulunmasıyla başlamış en eski edebiyat türüdür. Çünkü insanlar yazıyı bulur bulmaz “Oh be dünya varmış!” diyerek meramlarını yazı aracılığıyla anlatmaya başlamış ve hemen akabinde uzakta bulunan kimselerle haberleşme aracı olarak kullanmışlardır.

Eski Mektup

Peki bunu ilk kez kim yapmıştır? Artık biz demekten yorulduk, onlar yapmaktan yorulmadılar. Kim olacak, tabi ki Mısırlılar.

Araştırmacıların elindeki en eski örnekler Mısır firavunlarının diplomatik mektuplarıdır. Ardından bu mektup işine Hitit kralları el atmıştır.

Batı edebiyatındaki mektup türünün ilk örneklerine Yunan edebiyatında da rastlanmaktadır. Fakat bu olay bir edebiyat türü olarak ilk kez Latin edebiyatından gelişip yayılmıştır. Bu alanda yazanların en meşhuru Cicero’dur.

Mektup Yazma

Özellikle Fransa’da büyük bir gelişme gösteren mektup, Türk edebiyatında da epey uzun bir geçmişe sahiptir. Nesir halindeki yazıların bir araya toplanmasından meydana gelen eserlere verilen ad olan münşeatlarda, resmi ve özel mektuplara oldukça geniş bir yer verilirdi.

Türk edebiyatının en bildik isimlerinden olan Şinasi, öncülüğünü yaptığı düz anlatımla mektup kısmısına büyük fayda sağladı. Bundan dolayı ’tan bu yana yazılan özel mektuplarda yapmacıksız, abartısız bir anlatım tercih edilmiş, böyle yazılan mektupların sonunda muhtar emminin ve çilli horozun hatrı gönül rahatlığıyla sorulmuştur.

Bir zamanlar çok meşhur ve vazgeçilmez bir iletişim aracı olan mektup, günümüzde e-mail ve sms olayı peydan olduktan sonra papucu dama atılanların arasına girdiği halde, yine de bütün gayretiyle büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperek herkese selam etmeye nadir de olsa devam etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*