Görünmez Güçler İş Başında – Dünyayı Anlamlandırmak

  • 01 Ağustos 2017
  • 232 kez görüntülendi.

İçinde yaşadığımız “görünür” dünyanın ötesinde bir dünya düşüncesinin neden geliştirildiği sorusu karmaşıktır. Erken toplumlarda onları çevreleyen dünyayı – özellikle karşılaşılan tehlikeleri ve talihsizlikleri, hayatın zaruretlerinin karşılanmasını – anlamlandırma dürtüsüyle hareket eden insanlar, kendilerine görünmeyen ama yaşamlarını etkileyen bir dünyada açıklama aradı.

Bir düşüncesi uyku ve ölüm kavramlarıyla ve bu kavramlar ile bilinç arasında, gece ve gündüzle ilişkilendirilebilen bir arayüzle de bağlantılıdır. Uyku ile uyanıklık, yaşam ile ölüm, aydınlık ile karanlık arasındaki bu “alacakaranlık bölge”de, görünür ve elle tutulur dünyanın tek dünya olmadığını, başka bir dünyanında var – ve bizim dünyamızla bir bağlantısı – olduğunu gösteren rüyalar, halüsinasyonlar ve değişen bilinç durumları vardır. Bu öte dünya sakinlerinin, zihinlerimizi ve eylemlerimizi etkiledikleri gibi, hayvanlarda, hatta cansız nesnelerde nasıl beden bulduğunun, yaşamlarımızı etkileyen doğal fenomenlerin neden olduklarının nasıl tasavvur edildiğini kolaylıkla anlayabiliriz.

Dünyaların Buluşması

Paleolitik mağara resimlerindeki insan, hayvan ve insan-hayvan karışımı varlık figürleri, şimdi entoptik fenomenler olarak bilinen istemsiz “retina-arkası” örüntülerini – uyku ile uyanıklık arasında ya da görü ile arasında ortaya çıkan nokta, ızgara, zikzak ve dalgalı çizgi gibi görsel efektler – temsil ettiği sanılan örüntülerle süslüdür. Bizzat resimler de fiziksel dünya ile ruh dünyası arasında geçirgen bir perdeyi temsil eder.

Fırtına Kuşu rüzgarını insanın ve hayvanın göğsüne üfler, öyle ki bu rüzgar olmasa nefes alamayız.

Afrika Fablı

Avrupa’nın paleolitik avcı-toplayıcılarına mağara resimlerinin arkasındaki inanç ve ritüelleri sormak olanaksızdır ama 19. yüzyılda Güney Afrikalı / halkının kültürel ve dinsel inançlarını kaydetmek olanaklıydı; avcı toplayıcı bir klanı olan ve şimdi soyu tükenen /Xam halkı, o zaman Taş Çağı resimlerini andıran mağara resimleri yapardı. /Xam Sanlarının manevi yaşamı, arkeologların erken modern insanlara atfettiği dinsel düşüncelerle canlı bir paralellik gösteriyordu. /Xam dilinin “şaklamaları”nın bile (bir beğenmeme çık’ından çok bir diş şaklamasını gösteren “/” gibi işaretlerle ifade edilen), insanoğlunun en eski konuşmalarından kaldığı sanılır.

Evrenin Düzeyleri

Bütün San halklarının mitolojisi, doğal çevreye ve iç içe geçmiş doğal ve doğaüstü dünyaların var olduğu düşüncesine göre şekillenir. Üç katlı dünyalarında ruh alemleri, insanların yaşadığı orta ya da doğal dünyanın hem altında hem üstündedir. Her biri diğerine ulaşabilir ve birinde olanlar, diğerinde olanları doğrudan etkiler. Özel güçlere sahip insanlar yukarı ya da gök alemi ziyaret edebilir, alt ruhlar aleminde yeraltında ve sualtında yolculuk yapabilirdi.

/Xam Sanlara göre yukarı dünyada yaratıcı ve düzenbaz ilah / (Mantis olarak da bilinir.) ile ailesi otururdu. Bu dünyayı bol miktarda av hayvanıyla, ölülerin ruhlarıyla ve İlk Soy’un – şekil verme, dönüştürme ve yaratma gücüne sahip insan-hayvan karışımı yaratıklar topluluğu – ruhlarıyla paylaşırdı. /Xamlar, insan-hayvan karşımı bu yaratıkların yeryüzündeki ilk yaratıklar olduklarına inanırlardı.

Doğa Güçleri

/Xam mitinde doğal çevrenin öğelerine doğaüstü anlam verilir ya da ruh olarak kişileştirilirdi. Doğaüstü figürler boğa antilobu, mirket ve gibi, topraklarını paylaştıkları hayvanların biçimini alabilirdi. Dünyayı rüya görerek var eden yaratıcı /Kaggen genellikle insan biçimini alırdı ama başta ve boğa antilobu olmak üzere her şeye dönüşebilirdi.

İlk Soy’un insanlarına korku ve saygıyla bakılırdı, fakat tapılmazdı. Peygamberdevesi /Kaggen’e bile dua edilmezdi; yine de // gibi bir San şaman başarılı bir av için /Kaggen’e yakarabilirdi. /Kaggen bir düzenbaz olduğundan, onunla ve ailesiyle ilgili mitlerin çoğu hürmetkar olmaktan çok komiktir; ilk boğa antilobunun yaratılış miti bir etkisiz bir /Kaggen’in bir mirket ailesi tarafından dövülme sahnesi içerir.

Annemin bana anlattığına göre, Samanyolu olsun diye, [İlk Soy’un] kız[ı] elini ateş külüne daldırıp gökyüzüne fırlattı.

Afrika Fablı

Önemli temel güçler ve göksel cisimler de, nasıl var olduklarını ve neden öyle davrandıklarını açıklayan öykü kahramanları haline geldi. Örneğin İlk Soy’un çocukları, koltuk altından çıkan ışık dünyayı aydınlatsın diye uyuyan güneşi gökyüzüne fırlatarak, Samanyolu’nun yıldızlarını meydana getirdi. Yağmur doğal bir fenomen değil, büyük bir hayvan sanılırdı. Şiddetli bir boran yağmur-boğa, çiseleme yağmur-inekti. //Kabbo gibi yağmur getirme gücü olan özel kişiler tam bir su deliğinden doğaüstü bir yolculuk yapıp bir yağmur-ineği almaya gider, gökyüzünden suya muhtaç yere getirirdi.

Uzun zaman önce babunlar tıpkı bizim gibi, ama daha yaramaz ve daha kavgacı küçük insanlardı.

Afrika Fablı

/Xamların yaşadığı kurak çöl ortamında yağmur hayati bir önem taşıyordu. Aralarında mekik dokudukları, kukummi olarak bilinen ve Avustralyalı Aborjinlerin Rüya Alemi’ne benzeyen karmaşık bir öykü ve mit ağıyla birbirine bağlanan dağınık su deliklerini tazelemek için yağmur çok önemliydi.

Kabbo’nun rüya-hayatı

/Xam San inançlarıyla ilgili bildiklerimizin çoğu, //Kabbo adlı bir adamdan gelir. //Kabbo, 1870’lerde hapishaneden çıkarılıp, dillerini öğrenmek ve kültürlerini incelemek isteyen Dr. ’in gözetimine verilen birçok /Xam San’dan biriydi. Açlıktan ölmek üzere olan ailelerini beslemek için bir koyun çalmak gibi suçlardan hapse atılmışlardı. //Kabbo “kendi” su deliklerinden, Cape Kolonisi’nin ortasındaki kurak çölde ailesinin su delikleri arasında mekik dokumasından, acı suyu içmeye gelen hayvanları ürkütmemek için suyun biraz uzağında kamp kurduklarından söz etti. ondan şöyle bahsetmiş: “Bu kibar yaşlı ruh kendi rüya-hayatında kaybolmuş gibiydi.” Aslında //Kabbo adı “rüya” demektir. Tanrı /Kaggen’in dünyayı rüya görerek var ettiği söylenirdi ve //Kabbo’nun onunla özel bir ilişkisi vardı; bir /Kaggen-ka ‘kwi, bir “peygamberdevesi adamı” olarak yağmur yağdırmak, şifa vermek ve av büyüsü yapmak gibi yetileri kullanmak üzere bir rüya durumuna girebilirdi.

Öbür Dünyaya Girmek

/Xam öykülerinde tasvir edilen doğal dünyanın bir çok boyutu, doğaüstü varlıklar ile insanların etkileşimini; bu dünyayla ilgilenme biçimlerini ve insanların onları etkileyip memnun etmek için yapabileceklerini canlandırır. Bütün San halkları, ruhlar aleminin değişen bilinç durumlarında, !gi olarak bilinen, yaradanın insanlara ve hayvanlara verdiği doğaüstü bir güce sahip olanlar için ulaşılabilir olduğuna inanır. Trans dansı temel dini ritüeldir; Sanlar bu gübü kullanıp trans yoluyla ruh dünyasına ulaşabilir ve öz benliklerini başlarının üstünden ruh dünyasına atabilir. Orada hastalar için dilekte bulunup şifa gücüyle dönebilir, bu şekilde ölülerin öte dünyadan attığı hastalık oklarını defedebilirler.

/Xamlar, avda iyi şansın yanı sıra manevi güç de versin diye aya ve yıldıza dua ederdi. /Xam halkı değişen bir bilinç durumuna girince, geçici olarak öldüklerine ve kalplerinin yıldızlaştığına inanırlardı. İnsanlar ve yıldızlar birbirlerine öylesine bağlıydı ki, bir kişi ölünce, “yıldız kalbimizin düştüğünü hisseder [ve] bunun üzerine yıldız da düşer, çünkü yıldızlar öldüğümüz zamanı bilir.” derlerdi.

/Xam inancında, ölümden sonra insan dünyası, ruhlar dünyası ve doğal fenomenler dünyası arasındaki bağlar daha da belirginleşir. Merhum bir kişinin saçının, insanları güneşin sıcağından koruyan bulutlara dönüşüğüne inanılırdı. Ölüm, doğa güçleri terimleriyle tasvir edilirdi: Her insanın içinde varılan “rüzgar”ın, ölünce ayak izlerini havaya savurduğu, ölüler dünyası ile diriler dünyası arasındaki geçişi kesinleştirdiği söylenirdi. Ayak izleri kalmışsa, “adeta hala yaşıyor gibi görünürdük.”

Kısaca

İnananlar – /Xam San

Ne zaman ve nerede? – Tarihöncesiden, Sahraaltı Afrika

MÖ 44.000 – Modern San halkının kullandığı aletlerle neredeyse özdeş aletler, KwaZulu-Natal’da bir mağarada bırakılır.

19. Yüzyıl – Alman dilbilimci Wilhelm Bleek, San halkının atalarına ait öykülerin birçoğunu belirler.

20. Yüzyıl – San halkını avcı toplayıcılıktan yerleşik tarıma teşvik etmek üzere devlet destekli programlar oluşturulur.

1994 – San lider ve şifacı , San hakları ve toprak talepleri için yürütülen kampanyayı Birleşmiş Milletler’e taşır.

Bir Kayanın Bile Ruhu Vardır

Özel Kişiler Öteki Dünyaları Ziyaret Edebilir – Şamanın Gücü

Neden Buradayız? Bir Amaç İçin Yaratılmak

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ