Bilimin Başlangıcı

  • 14 Şubat 2017
  • 609 kez görüntülendi.

Dünyayı bilimsel incelemenin kökleri Mezopotamya’ya dayanır. Tarım ve yazı icat edildikten sonra insanlar inceleme yapmaya ayıracak zaman ve bu incelemelerin sonuçlarını gelecek kuşaklara aktarmanın aracını bulmuştu. Gece gökyüzünün uyandırdığı merak, ilk bilimin esin kaynağıydı. Milattan önce dördüncü binyıldan itibaren Sümerli rahipler yıldızları inceleyip, sonuçlarını kil tabletlere kaydettiler. Kullandıkları yöntemlere ilişkin kayıt bırakmadılar; ama MÖ 1800’e tarihlenen bir tablet, dik açılı üçgenlerin özelliklerinin bilindiğini gösterir.

Antik Yunan

Antik Yunan bilimi felsefeden ayrı bir konu olarak görmüyorlardı; ama eseri fark edilir ölçüde bilimsel olan ilk şahsiyet olasılıkla Miletoslu ’ti; Platon’un dediğine göre, hayal kurmaya ve yıldızlara bakmaya o kadar zaman harcıyordu ki, bir keresinde bir kuyuya düştü. , olasılıkla daha önceki Babillilerden gelen verileri kullanarak bir güneş tutulmasını önceden bilip, bilimsel bir yaklaşımın gücünü gösterdi.

Antik Yunan bir tek ülke değildi, daha çok gevşek bir kent-devletleri koleksiyonuydu. Miletos (bugünkü Türkiye’de) birçok ünlü filozofun doğum yeriydi. Diğer birçok erken Yunan filozofu da Atina’da öğrenim gördü. Burada keskin bir gözlemciydi, ama deney yapmadı; yeterince zeki insanları bir araya getirebilse, hakikatin ortaya çıkacağına inanıyordu. Sicilya adasi Syrakusa’da yaşayan Arşimet akışkanların özelliklerini araştırdı. MÖ 331’de ’in Nil’in ağzında kurduğu İskenderiye’de yeni bir öğrenim merkezi gelişti. Burada yerin büyüklüğünü ölçtü, Ktesibios doğru çalışan saatler yaptı ve buhar makinesini icat etti. Bu arada İskenderiye’deki kütüphaneciler bulabildikleri en iyi kitaplan toplayıp dünyadaki en iyi kütüphaneyi kurdular; Romalılar ve Hıristiyanlar kenti ele geçirince kütüphaneyi yaktılar.

Asya’da Bilim

Bilim Çin’de ayrı olarak gelişti. Çinliler barutu -ve barutla birlikte havai fişek, roket ve top- icat ettiler ve metal işlemek için körük yaptılar. İlk sismografi ve ilk pusulayı icat ettiler. MS 1054’te Çinli astronomlar, 1731’de Yengeç Bulutsusu olarak tanımlanan bir süpernova gözlemledi.

Milattan sonra birinci binyılda, çıkrık da dahil olmak üzere, en ileri teknolojinin bir kısmı Hindistan’da geliştirildi ve Çinli heyetler, Hint tarım tekniklerini öğrenmeye gönderildi. Hindistanlı matematikçiler, negatif sayılar ve sıfır da dahil, şimdi “Arap” sayı sistemi dediğimiz sistemi geliştirdiler; trigonometrik sinüs ve kosinüs fonksiyonlarının tanımlarını verdiler.

İslam’ın Altın Çağı

8. yüzyılın ortasında Müslüman Abbasi halifeliği imparatorluğun başkentini Şam’dan Bağdat’a taşıdı. Kuran’ın “Bir alimin mürekkebi bir şehidin kanından daha mübarektir” sloganını rehber alan Halife Harun Reşid, yeni başkentinde bir kütüphane ve araştırma merkezi olmasını istediği Beytü’l-Hikme’yi kurdu. Alimler eski Yunan kent-devletlerinden ve Hindistan’dan kitaplar toplayıp, Arapçaya çevirdiler. Kadim metinlerin birçoğu, ortaçağda bunlardan büyük ölçüde habersiz olan Batıya bu şekilde ulaşacaktı. 9. yüzyılın ortasında Bağdat’taki kütüphane, büyüyüp İskenderiye’deki kütüphanenin yerini almıştı.

Beytü’l-Hikme’den ilham alanlar arasında bir çok astronom vardı; Hipparkhos ve ’un çalışmalarını geliştiren es-Sufi bunlardan biriydi. Astronominin Arap göçebeler için, develerini gece çölden geçirirken yön bulmak bakımından pratik bir yararı vardı. Basra’da doğan ve Bağdat’ta eğitim gören İbn-i Heysem ilk deneysel bilim insanlarından biriydi ve optik üzerine kitabı, önemi bakımından Isaac Newton’ın eserine benzetilmiştir. Arap simyacılar damıtma ve başka yeni tekniklerg eliştirerek alkali, aldehit ve alkol gibi sözcükler icat ettiler. Hekim er-Razi sabunu tanıttı, ilk kez çiçek hastalığı ile kızamığı ayırt etti ve bir kitabında “Hekimin amacı iyi olmaktır, düşmanlarımıza bile” diye yazdı. El-Harizmi ve diğer matematikçiler cebir ve algoritmayı icat etti; mühendis Cezeri, bisikletlerde ve arabalarda hala kullanılan krank kolu sistemini icat etti. Avrupalı bilim insanlarının bu gelişmeleri yakalaması birkaç yüzyılı alacaktı.

Bilimin Başlangıcı MÖ 585 – MS 1021

MÖ 585 – Miteloslu Thales, Halys (Kızılırmak) Savaşı’nı sona erdiren Güneş tutulmasını öngörür.

MÖ 530 – , bugün Güney İtalya’da bulunan Kroton’da bir matematik okulu kurar.

MÖ 500 – dağlarda deniz kabukları bulur ve bütün yeryüzünün bir zamanlar suyla kaplı olduğu sonucuna varır.

MÖ 450 – Empedokles yer üzerindeki her şeyin toprak, hava, ateş ve suyun bileşimlerinden oluştuğunu ileri sürer.

MÖ 325 – Aristoteles fizik, biyoloji ve zoolojiyi kapsayan konularda bir dizi kitap yazar.

MÖ 300 – Enquiry into Plants ve The Causes of Plants‘ı yazıp botanik disiplinini kurar.

MÖ 250 – Samoslu Aristarkhos, evrenin merkezinin yer değil Güneş olduğunu ileri sürer.

MÖ 240 – Arşimet taşan suyun kaldırma kuvvetini ölçerek bir kralın tacının saf altından olmadığını keşfeder.

MÖ 240 – Arşimet’in arkadaşı Eratosthenes, bir yaz gününün gün ortasında Güneş gölgelerinden yerin çevresini hesaplar.

MÖ 230 – Ktesibios, yüzyıllarca dünyadaki en doğru saat olarak kalan klepsydra’yı –su saati– yapar.

MÖ 130 – Hipparkhos yerin yörüngesinin yalpalamasını keşfeder ve Batı dünyasının ilk yıldız kataloğunu derler.

MS 120 – Çin’de Zhang Heng tutulmaların doğasını tartışır ve 2500 yıldızlık bir katalog hazırlar.

MS 150 – Ptolemaios’un ‘i birçok yanlış içermesine rağmen, Batıda astronomi konusunda yetkin metin haline gelir.

MS 628 – Hindistanlı matematikçi Brahmagupta, sıfır sayısını kullanmanın ilk kurallarını ana hatlarıyla çizer.

MS 964 – İranlı astronom , Almagest‘i güncelleştirir ve birçok yıldıza bugün kullanılan Arapça adlar verir.

MS 1021 – İlk deneysel bilim insanlarından biri olan İbn-i Heysem, görme ve optik konusunda özgün araştırmalar yapar.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ