Allah’ın Sıfatları

’ı tam anlamıyla bilmenin güçlüğü yanında, O’nu anlamamızı kolaylaştıracak birtakım sıfatlar vardır. Bu sıfatlar şunlardır:

1. Vücud:

Allah’ın var olması demektir. Daha önce de açıkladığımız gibi, Allah vardır ve birdir. O’nun varlığı başka hiçbir şeye muhtaç değildir. Hiç kimse tarafından yaratılmamıştır. Aksine her şeyin yaratıcısı, var edicisi Allah’tır.

2. Kıdem:

bakımından en önce olmak demektir. Yani Allahü Teala’nın varlığının başlangıcı yoktur. Buna ezelilik adı verilir. Geriye doğru ne kadar gidilirse gidilsin, Allahü Teala’nın olmadığı bir zaman düşünülemez. Buna karşılık Allah’tan başka diğer bütün varlıkların başlangıçları vardır. Örneğin, bir insan belirli bir zamanda doğar. Daha önce var olmadığı halde sonradan dünyaya gelir. Oysa Allah’ın varlığının böyle bir başlangıcı yoktur.

3. Beka:

Sonsuz olmak, sonu olmamak anlamına gelir. Allahü Teala’nın varlığının başlangıcı olmadığı gibi, sonu da yoktur. Buna ebedilik adı verilir. Diğer varlıkların ise bir başlangıçları, dünyaya geliş zamanları olduğu gibi, bir de sonları vardır. Örneğin, bir insan belirli bir süre yaşadıktan sonra ölür. Dünyada hiçbir şey sonrasız değildir. Sonrasız olan tek varlık Allah’tır.

4. Vahdaniyet:

Allah’ın “bir” olması demektir. İhlas Suresi’nde belirtildiği gibi, Allah birdir, eşi ve benzeri yoktur. O, doğurmamış ve doğmamıştır, dolayısıyla kendisine kulluk edilecek, kendisinden yardım istenecek tek varlık Allah’tır. Daha önce de açıkladığımız gibi, eğer başka tanrılar da olsaydı, yerlerin ve göklerin düzeni bozulur, bütün alem yok olur giderdi. Öyleyse bu sonradan yaratılmış olan kainatın düzenini sağlayan Allah’ın bir oluşudur. Evrendeki düzeni görmeyerek Allah’ın varlığını ve birliğini inkar edenler, kafir ve müşrik (Allah’a ortak koşan) adlarıyla tanınırlar.

5. Muhalefetün lil-havadis:

Allahü Teala’nin sonradan yaratılmış olan varlıklara benzememesi demektir. Allahü Teala hiçbir şeye benzemez. İnsanlar onu nasıl düşünürlerse düşünsünler, o, hayalimizden geçen bütün şeylerden başkadır ve asla onlara benzemez. Çünkü biz yalnızca sonradan olan ve ancak daha önce gördüğümüz şeyleri düşünebiliriz. Oysa Allah gözle görülmez. Evrende, örneğin insan dediğimizde, zihnimizde bir biçim oluşur. Bunun nedeni, insanların şekil olarak birbirlerine benzemeleridir. oysa biz Allah’ı hiç görmediğimize göre, bir şeye de benzetemeyiz.

6. Kayam bi-nefsihi:

Varlığı için başka bir şeye muhtaç olmayan, yani varlığı kendisinden olan demektir. Allahü Teala’nın varlığı kendisindendir ve o, bu konuda hiçbir kimseye muhtaç değildir. Oysa başka varlıklar, kendilerinden başka şeylere muhtaçtırlar.

7. Hayat:

Allahü Teala’nın diri olması demektir. O, hayat sahibidir ve diğer canlılar gibi ölümlü değildir. Allah’a uyuşukluk ve hareketsizlik (atalet) gibi şeyler yakıştırılamaz.

8. İlim:

Allahü Teala’nın her şeyi bilmesi demektir. O, olmuşu, olanı ve olacağı bilir. Hiçbir şey onun bilgisi dışında ve haberi olmadan gerçekleşemez. Bir şey ister açıktan yapılsın, ister içten geçirilsin veya isterse gizli olarak yapılsın, her şey Allah tarafından bilinir. En’am Suresi’nin 59. ayetinde Allah şöyle buyuruyor:

“Gaybın anahtarları (gözle algılanmayan her şeyin bilgisi) O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı bilir. Düşen yaprağı, yerin karanlıklarında olan taneyi, yaşı, kuruyu, ancak o bilir.”

Yine Allahü Teala, her şeyin en doğrusunu bilen, insanlar için en doğru yolu seçen ve onlara bu yolu tavsiye edendir. En iyi yargı O’nun yargısıdır.

9. İrade:

Allahü Teala’nın istemesi demektir. Dünyada olan her şey Allah’in istemesiyle ve O’nun istekleri siniri içinde olur. Allah, biz kulları için en güzel şeyleri ister. Hayatını Allah’ın istediği biçimde yönlendiren insanlar mutluluğa ulaşır.

10. Kudret:

Allah’ın güç sahibi olması, her şeye güç yetirmesi demektir. Allah’ın gücü sonsuzdur. Ona güçsüzlük izafe edilemez. Her şeyi dilediği gibi meydana getirmeye, yoktan var etmeye kadirdir. Bir şeyin olmasını istediği zaman ona “ol” demesi yeterlidir.

11. Kelam:

Allah’ın söz söylemesi demektir. O, peygamberler aracılığıyla insanlara söz söylemiş ve emirler vermiştir. Kuran-ı Kerim, Allah’ın kelamıdır; yani Allah’ın konuşması ve söz söylemesidir.

12. Semi:

Allahü Teala’nin her şeyi duyması demektir. Allah, gizli ve açık söylenen her şeyi duyar. Bu konuda uzaklık ve yakınlık gibi durumlar hiçbir şekilde onun duymasını engellemez veya az duyması gibi bir sonuç doğurmaz. Yaptığımız dualarımızı ve tüm isteklerimizi duyar ve bunlara karşılık verir. Kuran’da “Benden isteyiniz, size vereyim” buyuruyor.

13. Basar:

Allah’ın görmesi demektir. Allah’ın görmesi için yakınlık, uzaklık, gizlilik, açıklık gibi durumlar önemli değildir. O, her şeyi, nasıl olursa olsun görür.

14. Tekvin:

Allah’ın yaratması, yoktan var etmesi demektir. Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. Bu konuda Allah hiçbir kimseye ihtiyaç duymaz. Hiçbir şeyin yaratılması ona zor değildir. Ayrıca O, istediğini yaratma konusunda kimseye bağımlı değildir. Bir şeyi yaratması için “ol” demesi yeter. O şey anında oluverir.

İşte bir Müslümanın Allah inancı bu sınırlar içerisindedir. Böylece her şeyi bilen, gören, duyan, dilediğini yaratan, yarattığı şeylerden hiçbirine benzemeyen bir Allah’a inanır ve O’nun emirlerini yerine getirmek için tüm gücüyle çalışır. Bu sıfatların hiçbiri insandaki sıfatlara benzemez. Çünkü insanın sahip olduğu bütün sıfatlar sınırlıdır.

Bu yazı 21 Nisan 2018 tarihinde yayımlandı ve bugüne kadar 249 defa okundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*